7/26/2010

ALBÜM KRİTİĞİ

GRIZZLY BEAR - VECKATİMEST

Gün görmemiş yaratıklar sonunda karanlıktan çıktılar...



Grizzly Bear'ın Fleet Foxes ve Bon Iver gibi Amerikan folkçuları yanında sınıflandırılması yaygın bir hata- gerçek hayattan örnek verirsek bu sanki Ursus arctos horribilis (boz ayının bilimsel adı yani İngilizce'de grizzly bear) ile bir park sincabının karşılaştırılması olur. Ed Droste'nin 2004'te Grizzly Bear adı altında yayınladığı lo-fi solo albümü 'Horn Of Plenty' yıllarından itibaren, o ve grubu ormanın derinliklerinde doğal hayata sunulan katıksız müzisyenlerden daha fazlası olabildiklerini kanıtladılar. Radiohead'in favorilerinden oldular, konuşkan Amerikan gece yarısı talk show sunucularının dostluğunu kazandılar ve neredeyse hepsini bir bir dolaştılar, Feist ve CSS ile Fransız şarkılarını 'kavır'ladılar ve 'Friend' EP'leri üzerinde tekrar çalıştılar ve bir kereliğine Brooklyn Philharmonic ile canlı performans sergilediler.



Bütün bunlara rağmen, hiçbir estetik hileleri yoktu- ahşap kulübelerde albüm kaydetmeleri, sakal uzatmaları vb.- bütün bunlar Grizzly Bear'ın yakalanması zor bir canavar olarak kalmasına neden oldu. Ama 'Veckatimest' onları çalılar içindeki yuvalarından çekip çıkaracak bir albüm olduğuna emindi.



Dörtlü olarak ilk kayıtları, 2006'nın 'Yellow House'u, zamanında cansıkıcı bir şekilde sonuçsuzdu: kapanış şarkısı 'Colorado'da, Droste ve arkadaşları söylediler, tekrar tekrar, "Şimdi ne, şimdi ne, şimdi ne var?", ta ki sessizlik gelinceye kadar. Şimdi, 'Veckatimest' soruları yanıtlıyor. Açılış şarkısı 'Southern Point' bize tavsiye veriyor- havasız ve aceleci şehir ortamını bırakarak sahillerin sakinliğine ulaşmak. Bir "In the air" nakaratında gitarların darbeleri aynen martıların yuvalarından ürkerek yükselişi gibi ve bununla birlikte biz de olağanüstü bir macera için uçağa atlıyoruz.



'Veckatimest'; albümün yazılıp kaydedildiği- Droste'nin büyükannesinin 17. yüzyıldan kalma geleneksel evinde- yerin yakınlarında bulunan ıssız bir adanın Kızılderili dilindeki ismi. Sessizlik için müthiş bir alan; kayalık dereler su ayyaşı yeşil ağaçlarla kaplı- henüz bu albüm Amerikan gişelerini takip edemez durumda- kırsala kaçışta bulunan doğal kültür paradigması; Thoreau, Bon Iver ve hatta dramatik bir şekilde The Unabomber tarafından mayınlanmış. Hayır: 'Veckatimest' açıkça bir New Yorker çalışması, pis Lower East Siders çalışması değil, ya da sıkılgan Williamsburg hipsterlarının, ama bu akıllı jazzcılar sahilde yaratıcı bir sıçrayış gerçekleştirirlerse o başka.



Romantik ve dalgın, Veckatimest uzun zaman önce bir muhabbetle hatırlanan yaz fotoğrafları koleksiyonunun bir parçası gibi. Bu 12 şarkının sanki hemen dışında bulunan kapsamlı bir ruh hali var: kaprisi olmayan bir duyarlılık, kusursuzluk, henüz hiçbir aşırılığa yer vermeyen bir zariflikle parlıyor. Bu sadece üstdüzey prodüksiyondan geçerek elde edilmiş bir başarı değil, ama dört üyenin vokalleri paylaşımı aracılığıyla oluşturdukları bu renkli şarkılar paleti için ustaları tebrik etmek gerek. Grizzly Bear için, ses kalitesi en az etkileyici multi-enstrümental becerileri kadar önemli. 'While You Wait For The Others'daki olağanüstü koroya doğru gitarlar vokal tiklerinin arkasında boğularak ikinci planda kalıyor, uzak bir dağ sırası üzerinde gündoğumunun ilk ışınlarının görünümü gibi.



Albümün hassas nüansları derin bir deneyimi ortaya çıkarıyor. 'Fine For Now' ıssız bir sahilin dalgalarına benzer seslere sahip, 'John Dory'nin hafif gitarları kendine özgü, tuhaf dikenli balık olma özgürlüğünü hayal ediyor. Büyükannenin evinin tozlu köşeleri ve zemin tahtalarının fısıldayışlarını aralıklı aksettiren 'Hold Still'de hissedebilirsiniz; 'All We Ask'te boşluk duygusu neredeyse düşmek kadar gerçekçi. Gitarın akışı neşeli koroyu bildiriyor.


En basit anlarda bile- dinlemesi kolay pop 'singıl'ı 'Two Weeks'te bile ahenkli tınlıyor, ya da yaza veda eden piyano ve acıklı korosuyla kapanış şarkısı
'Foreground'- 'Veckatimest' dinleyicide öğrenmeyi ve dikkatli araştırmayı zorunlu hale getiriyor.
(NOT: Yazıda bahsi geçen şarkıları müzikçalardan dinleyebilirsiniz.)

LUKE TURNER

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder