The Drums - The Drums
Kilit Şarkı: Let's Go Surfin'
Gorillaz - Plastic Beach
Kilit Şarkılar: Rhinestone Eyes, Stylo, Superfast Jellyfish, Empire Ants, On Melancholy Hill, Broken, To Binge, Pirate Jet
Hot Chip - One Life Stand
Kilit Şarkılar: Thieves In The Night, Hand Me Down Your Love, I Feel Better, One Life Stand, We Have Love, Take It In
Vampire Weekend - Contra
Kilit Şarkılar: Horchata, White Sky, Holiday, California English, Run, Cousins, Giving Up The Gun, Diplomat's Son
MGMT - Congratulations
Kilit Şarkılar: It's Working, Song For Dan Treacy, Someone's Missing, Flash Delirium, I Found A Whistle, Brian Eno, Congratulations
Neden böyle birşeye gerek duydum bilmiyorum. Belki bugün müziğin en etkili iki ismi onlar olduğundandır. Bir de tabii maksat ortalık karışsın, eğlence olsun. İşte U2 'CEO'su Bono ile Radiohead solisti Thom Yorke'un arasındaki 20 fark.
Bono parlamento binalarında resmi kokteyllerde protokolle takılır. Thom bisikletine biner parka gider, dönüşte mahallenin kafesine takılır.
Bono çevre ve insanlık için politikacılarla masaya oturur. Thom çevre ve insanlık için gitarını çalar, konserler verir, şarkılar yazar.
Bono 'başkan'ın şerefine sahneye çıkıp konser verir. Thom yeri gelirse konserde 'başbakan'a verip veriştirir.
Bono Egemen Bağış ve Muhtar Kent ile fotoğraf çektirir. Thom herkesle aynı kareye girmez.
Bono'nun gelmesini politikacılar ister. Thom'un gelmesini müzikseverler ister.
Bono protokolün sevgilisidir. Thom arka sıralarda sevilir.
Bono köprünün üstünü sever. Thom 'köprüaltı'nı tercih eder.
Bono dünyanın en büyük müzik şirketi Live Nation ile çalışır. Thom en büyük plak şirketlerinden EMI ile yollarını ayırır.
Bono dev sponsorlarla turneye çıkar. (360 konseri.) Thom sponsor almaz, plak firmasıyla çalışmaz, bağımsız iş yapar.
Bono U2 Tower adında lüks alışveriş merkezi ve rezidans diker. Thom'un pek dikilmiş ağacı yoktur.
Bono yıl boyu Paris, New York, Los Angeles şehir şehir gezer; kulüplere, partilere takılır; alemlere akar. Thom turnede değilse Oxford'daki evinde takılır.
Bono sahnede mesaj verir. Thom sahnede şarkı söyler.
Bono siyaseten doğruluğu sever. Thom doğru siyaseti sever.
Bono maniktir. Thom depresif.
Bono mantık adamıdır. Thom his.
Bono dünyayı değiştirmek ister. Thom müziği değiştirir.(dolayısıyla dünyayı da değiştirir.)
Bono çok uluslu şirket başkanı gibidir. Thom Yorke hala (sadece) bir müzik grubunun solisti.
Bono 'bakan'larımızın yoğun isteklerini kabul ederek 360 Tour kapsamında Türkiye'ye gelme kararı verir. Thom hiç gelmedi, gelmiyor ve sanırım gelmeyecek de.(kahretsin.)
Ne bir müzisyen, ne çok iyi bir oyuncu, ne de çok iyi bir komedyen... Ama benim bu ülkede örnek aldığım birkaç yetenekli insandan biri. Onun düşünme, eleştirme ve bunları insanları aktarmaya çalışma yeteneği var.
Yeni cingılında, dumanaltı ortamda saçma bir muhabbetle başlıyorlar. Yani sigara içmenin verdiği ciddiyetle, konuşmalarının saçmalığı tezat oluşturuyor. (Sigara ile ciddiyetin aynı anda bulunduğunda oluşturduğu tezatı da unutmamak gerekir.) Bu tezatlarla Türkiye'nin her yerinde karşılaşabilirsiniz.
Sonra Okan saçma saç muhabbetini unutuyor ve başlıyor konuşmaya. Çok iyi şeylerden bahsediyor. (Hepsini anlatırsam uzayıp gider.) Ara ara çılgın vokaliyle bize heyecan yaşatıyor. Çok iyi yapmışlar yeni cingılı.
Bu bölümde sevdiğim grupların efsane konserlerini yayınlıycam. İlk konuğum tabii ki de Radiohead. Post-efsane konserleri (Deney desek daha doğru olur; insanların sınırlarını ölçmek için yaptıkları bir deney) Saitama yeni başlayanlar için önemli bir adım.
(NOT: 360p de izleyin; HD izlicem diye bilgisayarı kastırmayın boşuna.)
Bugünlerde abim sayesinde keşfettiğim bu siteden ayrılamıyorum. Bi'kaç günde o kadar çok yeni grup öğrendim ki...
Site açılınca ilk önce bi'kaç grup var ama sayfanın en altında farklı müzik etiketlerinden birini tıklayarak 'yeni grup keşfetme ansiklopedisi'ni kullanmaya başlıyorsunuz. En güzel noktalardan biri de her gruba ait bilginin altında müzik bulunması.
Sanki Radiohead şarkılarını bu dünyada oluşturmuyor; albüm kayıtları sırasında başka dünyaları ziyaret ediyorlarmış gibi. Bu şarkının sözlerindeki geniş açıyı ve derin anlamları gördükçe insan böyle düşünmeden edemiyor.
"Bir gün aşkları da süpermarketlerden satın alacağız" temasıyla yola çıkan klip şarkının sözleriyle bağdaşıyor. Hatta benim sözleriyle klibi arasında bağ kurabildiğim ilk şarkılarından biri. (Hala anlayamadıklarım var. Bakınız.??Karma Police??)
Thom'un bütün sahteliklere olan öfkesini daha fazla içinde tutamayıp isyan ettiği sahneye bayılıyorum. Klip şarkı sözlerini çok iyi yansıtamasa da unutulmazlar arasındaki yerini alıyor. 90'lara gideceğimiz için Thom'un aşırı sarı saçlarını görünce şaşırmayın.
Vidyonun altına şarkı sözlerini de koydum ki canınız isterse eşlik edebilin.
Her green plastic watering can/For her fake Chinese rubber plant/In the fake plastic earth/That she bought from a rubber man/In a town full of rubber plans/To get rid of itself/It wears her out, it wears her out/It wears her out, it wears her out She lives with a broken man/A cracked polystyrene man/Who just crumbles and burns/He used to do surgery/For girls in the eighties/But gravity always wins/And it wears him out, it wears him out/It wears him out, it wears... She looks like the real thing/She tastes like the real thing/My fake plastic love/But I can't help the feeling/I could blow through the ceiling/If I just turn and run/And it wears me out, it wears me out/It wears me out, it wears me out If I could be who you wanted/If I could be who you wanted/All the time, all the time